Nasıl Karar Verdim ?

Bugün merak edenlere tüp mide ameliyatını olmaya nasıl karar verdiğimi anlatacağım.

            Liseye başladığımda 80 kiloydum. Koskoca Sinop güzel sanatlar lisesinde hafif kilolu olan sadece iki kişiydik, sevgili dostum seda ve ben. Lise hayatımız boyunca nasıl muhabbetlere tanık olduğumuzu, fiziksel olarak ne zorluklar çektiğimizi bir biz biliriz. Zayıflayanların şahane zayıflama yöntemlerini delice her fırsatta önermelerini mi anlatayım yoksa suratına açıkca “zayıfla artık” diyenleri mi ?

            Öyle yada böyle liseyi bitirdik. Geldik şu teyzelerin amcaların “Üniversiteli oldun artık kilo yakışmıyor zayıfla şöyle filinta gibi ol” demekten asla vazgeçmedikleri, okulda kilolu olarak etiketlendiğin ve birde şansına okuduğun okul bir yokuş üzerine kurulmuş ise; ter su içinde kalacağın günlere merhaba diyebilirsin.

            Üniversite ikinci sınıftaydım instagramda bir fotoğrafa denk geldim. O fotoğraftaki kişi benim lisedeki kilodaşım arkadaşım Seda’ydı. Benimde ilk kez duyduğum Tüp mide ameliyatını olmuştu. Seda’yı aradığımda sadece bir yakarış ve feryat duyuyordum “Ömer lütfen sende ol” “Gerçekten olmalısın istersen doktorumla görüştüreyim seni” gibi cümlelerdi duyduklarım. Böyle bir ameliyatı “hadi olayım” diyerek yaptıramazdım. Öncesini sonrasını hiç bilmiyordum. Seda ile görüşmemden sonra araştırmaya başladım ameliyatın en az 15 senelik bir tarihinin olduğunu ve öncelerinde ağır şeker ve mide hastalarına yapıldığını yeni yeni obezite sorunu olanlara yapıldığını öğrendim.

Tabi bende herkes gibi mide ameliyatlarında çıkan ölüm haberlerinden dolayı aynı zamanda medyada ünlülerinde bu konuda ne kadar sorun yaşadığını gördüğümden dolayı daha karar verme aşamasına girmeden ben olamam deyip kestirdim attım.Tabi araştırmayı da bırakmadım.

Tüp mide ameliyatını herhangi bir sebep ile gittiğim her doktora sordum ve gelen tepkiler genelde “Daha gençsin verirsin” “Ameliyata ne gerek var tut ağzını zayıflarsın” gibiydi.

2016 aralık gibiydi ben Tekirdağ’daydım özlem dolu bir telefon görüşmesi yapmıştım sadece o telefondaki iki doktor bana “Ömer’cim olmak istersen biz arkandayız” “Olmayı düşünürsen biz sana her türlü yardımcı oluruz randevu ayarlarız.” “Bu ameliyatı olanlar çok memnun bence sende düşünmelisin.” gibi güzel, candan yorumlarda aldım. Telefonda o güzel yorumları yapanlar çok sevdiğim Serkan abim ve Melike ablamdı.

Onlarında bu güzel destekleri ile ben ameliyata bir tık daha yaklaşmıştım aslında ama gözüm korkuyordu. Kafamdaki sorulara cevap bulamıyordum, kilodan hareket edemeyen ve ter içinde geçen günler beni dahada bunaltıyordu.

Koskoca 1 yıl Tekirdağ Çorlu’daki geçici iş hayatımı bitirip mayıs ayında Sinop’a gelmiştim. Atanıp atanmayacağını merakla bekleyen işsiz , evden çıkmayan bir tip olmuştum. Havalar sıcaklaştıkça benim için cehennem olacak yaz sezonunun başladığını hissedebiliyordum.

            28 Temmuz 2018 çarşamba günüydü. Evde sıcaktan bunalmış pencerenin dibinde biraz rüzgar gelsin diye yatıyordum. Annem facebookta bir fotoğraf görmüş onu anlatıyordu. “Saniye ablanı gördünmü bak ne kadar güzel olmuş” diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. Saniye abla ailelerimizin eskiye dayanan dostluğunun olduğu şahsen çok tanımadığım ama bildiğim biriydi. Fotoğraflarına baktığımda gerçekten şahane değişimi farkettim. Saniye abla lise hayatım boyunca servis durağıma her gittiğimde sabah erkenden kalkar stada koşmaya giderdi. Yıllarca zayıflamak için neler yaptığını uzaktan izlemiş biri olarak bu ameliyata karar vermekte ne kadar haklı olduğunu anlamıştım.  Tabi bu ameliyatı olmamda en büyük emeklerden biri de yaklaşık 9 yıllık obez hayatım boyunca benimle başka konu konuşmayan sadece kilolarıma takılan canım babamındır.

            Ve ameliyat olmaya artık tık mık kalmamıştı. Annemden “Ömer sen de mi olsan ?” sorusuyla son damla da dolmuştu. Sarıldım telefona ve Serkan abim ve Melike ablam benim için kolları sıvadı. Adana’da beni ameliyata bekleyen bir hoca vardı işini en iyi şekilde yapan başarıdan başarıya koşan isim TUNA BİLECİK , 5 temmuzda dokundu bütün hayatıma ve geleceğime …

Şuan 125 kilo değil 68 kiloyum;

Bacak bacak üstüne atmak,

horlamadan uyumak,

arkadaşlarının kıyafetini giyebilmek,

terlemeden gezebilmek,

arabada arka koltuğa 4 kişi sığabilmek,

kırılacağından korkmadan masaların üstüne oturabilmek,

istediğin marka ve mağazadan kıyafet alabilmek,

kıyafet ve ayakkabılarını daha uzun süre giyebilmek,

arkadaşlarınla delice eğlendiğin günlerde gece aynı yatağa dostça sığabilmek,

uzun uzun yokuşları hiç yorulmadan çıkabilmek,

istediğin sporu yapabilme özgürlüğüne kavuşmak,

dans dersi alabilmek,

ve beğenilmek

Ne demek artık BİLİYOR VE YAŞIYORUM !!!

Ve hergün her saat her dakika o gün bu kararı vermeme sebep olanlara dua ediyorum. Allaha şükrediyorum.

“Daha gençsin kiloları verirsin” diyenlerinde haklılık payları olabilir ama geçen 9 yılımdan sonra bir 30 yıl daha geçirdikten sonra 50 yaşına geldiğimde zayıflamanın çokta bir anlamı kalmayacaktı.

İyi ki indirdim sırtımdaki 57 kiloluk çuvalı …

Yorumlarınızı ve sorularınızı alt kısıma yazabilirsiniz …